İletişim

Adolesan Doğurganlık

 

Medeni Kanunumuza göre evlilik yaşı (madde 124)

On sekiz yaşını dolduran erkek veya kadın kimsenin iznine gerek olmaksızın;

On yedi yaşını dolduran erkek veya kadın yasal temsilcisinin izniyle (TMK 128: Hakim haklı sebeb olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının evlenmesine izin verebilir.);

On altı yaşını doldurmuş erkek veya kadın olağanüstü durum ve sebeblerin varlığı halinde hakim izniyle evlenebilir.

Medeni kanunumuza göre onaltı yaşını doldurmayan erkek veya kadın hiçbir koşulda evlenemez.

MADDE 104. - (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fail mağdurdan beş yaştan daha büyük ise, şikâyet koşulu aranmaksızın, cezası iki kat artırılır.
Bu tür davalarda çocuk da anne de baba da şikayetçi olup davaya katılabilirler. Sadece çocuğun şikayetden vazgeçmesi şikayet yokluğundan davayı düşürmez.       

Adölesan doğurganlık konusu, hem sağlık nedenleri, hem de sosyal nedenlerden dolayı oldukça önemlidir. Yaşı çok genç olan annelerden doğan çocuklar daha yüksek derecede hastalık ve ölüm riski taşımaktadırlar. Adölesan annelerin yetişkin annelere göre olumsuz gebelik sonuçlarına veya annelikle ilişkili ölümlülüğe maruz kalmaları daha olasıdır. Ayrıca, erken yaşta çocuk sahibi olmak adölesanların eğitimlerini sürdürememeleri ve iş imkânlarına erişimemelerine neden olmaktadır. Türkiye’de resmi evlenme yaşının 18 olduğunun burada belirtilmesi yararlı olacaktır.

          Adölesan dönemde çocuk doğurmaya başlayanların yüzdesinin 18 yaşından sonra keskin bir şekilde arttığı görülmektedir. Çocuk doğurma davranışı 17 yaşından önce nadirdir, ancak 19 yaşındaki kadınların yüzde 16’sı anne olmuş veya ilk çocuğuna gebedir. Kırsal alanlardaki adölesanlarda çocuk sahibi olma kenttekilere göre daha sık görülen bir davranıştır (sırası ile yüzde 6 ve yüzde 4). Adölesan dönemde çocuk sahibi olmaya başlayan kadınların yüzdesi bölgesel farklılıklar göstermektedir, Batı’da yüzde 3 olan bu oranın Güney, Orta ve Doğu’da yüzde 6 veya daha fazladır.

Adölesan doğurganlık hızı düştü
Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir. Adölesan doğurganlık hızı, 2012 yılında binde 31 iken 2017 yılında binde 21’e düştü. Diğer bir ifadeyle, 2017 yılında 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 21 doğum düştü.

En yüksek yaşa özel doğurganlık hızı 25-29 yaş grubunda görüldü

Yaşa özel doğurganlık hızı, belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir.

Yaş grubuna göre doğurganlık hızı incelendiğinde, en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu yaş grubundaki doğurganlık hızı 2012 yılında binde 129 iken 2017 yılında binde 132 oldu. Diğer bir ifadeyle, 2017 yılında 25-29 yaş grubundaki her bin kadın başına 132 doğum düştü.

Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı

Evlenme istatistiklerine göre; 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarındaki resmi evlenmelerin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2013 yılında %6,2 iken 2017 yılında bu oran %4,2'ye düştü.

İl bazında incelendiğinde ise 2017 yılında Ağrı ili %16,6'lık oran ile kız çocuk evlenmelerinde en üst sırada yer aldı. Bu ili, %16,1 ile Muş ve %12,3 ile Bitlis izledi. Kız çocuk evlenmelerinin toplam evlenmeler içindeki oranının en düşük olduğu üç il ise sırasıyla; %0,4 ile Tunceli, %1,1 ile Rize ve %1,4 ile Trabzon oldu.

2017 yılı Doğum İstatistikleri için lütfen Tıklayınız.

Bölgelere Göre Doğurganlık Oranları

Doğum İstatistikleri, 2017

Canlı doğan bebek sayısı revize edilen 2016 yılı verisine göre 1 milyon 311 bin 895 iken 2017 yılında 1 milyon 291 bin 55 oldu. Canlı doğan bebeklerin %51,3’ü erkek, %48,7’si kız oldu.

Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem olan 15-49 yaş grubunda doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade etmektedir.

Toplam doğurganlık hızı, 2016 yılında 2,11 çocuk iken 2017 yılında 2,07 çocuk olarak gerçekleşti. Yani, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2,07 oldu. Bu durum, doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,10’nun altında kaldığını gösterdi.

Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 2017 yılında 4,29 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 3,72 çocuk ile Şırnak, 3,6 çocuk ile Ağrı ve 3,39 çocuk ile Muş izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,31 çocuk ile Gümüşhane oldu. Bu ili 1,45 çocuk ile Bartın, 1,46 çocuk ile Edirne ve 1,48 çocuk ile Zonguldak izledi.

.

           Türkiye’de doğurganlık düzeyinin 2 çocuğa kadar düşmesi ve daha da düşmeye devam etme eğilimi göstermesi nedeniyle doğurganlık hızını yenilenme seviyesinde tutmak için geçici iş göremezlik ödeneği, emzirme ödeneği, analık sigortası, aile yardımı, çocuk yardımı, çocuk bakımevleri kurulması, annelik/babalık izni gibi bir dizi pronatalist politika hayata geçirilmiştir.

           Eğitim seviyesi artan kızlarımızda Evliliklerin ertelendiği, evlenmenin yaygın olduğu yaş gruplarındaki evlenmemiş kadın oranlarının artışından anlaşılmaktadır. Örneğin 20-24 yaş grubunda evlenmemiş kadın oranı 1978-2013 arasında 2 kat artmıştır. İlk evlenme yaşının yükselmesinin ve doğumların ertelenmesinin bir sonucu olarak doğurganlığın en yüksek olduğu yaş grubu 20-24’den 25-29 yaşlar arasına geçmiştir.

 

DOĞURGANLIK 2050 TÜRKİYE PROJEKSİYONU

 

* TNSA Verisi

** Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Verisi

*** Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Projeksiyon Verisi

 
 2007-2016 Yılı Adolesan Doğurganlık Oranları (WHO World Health Statistics, 2018)